KARIMIN “EN İYİ” ARKADAŞI DOĞUM SONRASI HALİYLE DALGA GEÇTİ

Karım Seda, henüz iki hafta önce kızımızı dünyaya getirdi. Geceleri üç saatten fazla uyuyamıyor, zorlu bir doğumun ardından hâlâ toparlanmaya çalışıyordu.

“En iyi arkadaşı” Tuğçe uğrayacağını söylediğinde, bunun Seda’nın moralini düzelteceğini ummuştum.

Ama olanlar tam bir kabusa dönüştü.

Tuğçe içeri girdiğinde baştan aşağı süslenmişti. Topuklu ayakkabıları, yoğun makyajı ve o küçümseyici tavrı… Odaya girer girmez herkesin dikkatini çekti.

Seda kanepede oturuyordu, yorgun ama bebeğini sevgiyle tutuyordu.

Ve sonra Tuğçe konuşmaya başladı.

Sözleri keskin, gülüşü sahteydi. Seda’yı aşağılayan her cümlesi odayı daha da ağırlaştırıyordu.

Seda hiçbir şey söylemedi. Sadece başını eğdi.

Ama ben sustuğum sürece bunun devam edeceğini biliyordum.

Bağırmadım. Tartışma çıkarmadım.

Sadece hazırlanmış olan kutuyu getirdim.

“Tuğçe,” dedim, “senin için küçük bir hatıra.”

Kutuyu açtığında yüzündeki ifade değişti.

İçinde fotoğraflar vardı.

Ve bir de yazdırılmış mesajlar.

O an odadaki herkes biraz daha yaklaşmaya başladı.

Tuğçe’nin elleri titriyordu.

“Bu… bu ne?” dedi.

Sakin bir sesle cevap verdim.

“Bir hafta önce telefonda konuştuğun kişiyi hatırlıyor musun?”

Gözleri büyüdü.

“Yanında olduğumu fark etmemiştin,” diye devam ettim. “Seda hakkında söylediklerini de…”

Kutudaki fotoğraflar, Tuğçe’nin sosyal medyada paylaştığı ama herkese göstermediği görüntülerdi. Filtrelerle, düzenlemelerle oluşturulmuş sahte bir hayat 

Devamı Sonraki Sayfada…