Bir Kahveyle Başladı, Uçakta Şaşkınlıkla Devam Etti

“Yani aslında…” dedim yavaşça, “sen de bir nevi kaybolmuş durumdasın.”

Başını salladı. “Evet. Ve senin yaptığın küçük iyilik… bana insanların hâlâ iyi olabileceğini hatırlattı.”

Bu sözler içime dokundu. Sabahki o an gözümde canlandı—sadece bir kahve ve bir dilim pasta… ama onun için daha fazlası olmuştu.

“Peki şimdi ne olacak?” diye sordum.

Gözlerini bana dikti. “İşte bu yüzden yanına oturdum.”

Şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırdım. “Ne demek istiyorsun?”

Ceketinin iç cebinden bir kartvizit çıkardı ve bana uzattı. Üzerinde adının altında büyük bir şirketin ismi yazıyordu.

“Senin gibi insanlara ihtiyacım var,” dedi. “Güvenebileceğim, içten olan insanlara. İstersen… birlikte çalışabiliriz.”

Bir an kalakaldım. Hayatımda böyle bir teklif beklemiyordum. Üstelik birkaç saat önce tanıştığım birinden.

“Ben… bilmiyorum,” dedim dürüstçe. “Benim başka planlarım var. Ailem, nişanlım…”

“Anlıyorum,” dedi sakinlikle. “Hemen karar vermek zorunda değilsin.”

Kartviziti elime aldım, parmaklarımın arasında çevirdim. Hayat bazen gerçekten tuhaf yollarla karşımıza çıkıyordu.

“Şunu bil,” diye ekledi, “bugün yaptığın şey sadece bir iyilik değildi. Belki de benim hayatımda bir dönüm noktasıydı.”

O an içimde bir şey değişti. Belki de mesele teklif değildi. Belki de mesele, yaptığımız küçük şeylerin başkalarının hayatında nasıl büyük etkiler yaratabileceğiydi.

Uçak bulutların arasında ilerlerken, koltuğumda geriye yaslandım. Sabah sıradan başlayan günüm, bambaşka bir yöne sapmıştı.

Kartvizite son bir kez baktım… ve aklımdan tek bir soru geçiyordu:

Acaba bu karşılaşma, benim hayatımı da tamamen değiştirecek miydi?

1 2