Şehrin korkuyla yönetildiği günlerde, suç dünyasının acımasız lideri Rafael Vargan, gözüne kestirdiği tek kişiyi elde edemiyordu: demircinin kızı Elira. Fakir bir hayat sürmesine rağmen gururundan ödün vermeyen bu genç kadın, ne paraya ne de tehdide boyun eğiyordu. Rafael’in gönderdiği tüm hediyeleri geri çevirmesi, onun öfkesini daha da körükledi.
Sonunda Rafael, Elira’yı korkuyla teslim almaya karar verdi. Adamları kızı sokak ortasında kaçırıp şehir dışındaki eski bir arenaya götürdü. Burası, aç bırakılarak saldırganlaştırılmış vahşi köpeklerin tutulduğu karanlık bir yerdi.
Rafael son kez teklifini sundu: ya ona ait olacaktı ya da o kafese girecekti.
Elira’nın cevabı değişmedi. Ölümü seçti.
Bir işaretle kafese itildi. Kapı kapandı, kalabalık nefesini tuttu. Üç iri köpek yavaşça yaklaşmaya başladı. Kaçacak yer yoktu. Gerilim her saniye artıyordu.
Ve tam bir köpek saldırmak üzereyken…
Hiç kimsenin beklemediği bir şey oldu.
Öne atılan köpek, Elira’ya ulaşmasına bir adım kala aniden durdu. Dişleri hâlâ açıktı, boğazından çıkan hırıltı kesilmemişti ama sanki görünmez bir duvara çarpmış gibi olduğu yerde donakaldı. Ardından başını hafifçe eğdi.
Kalabalığın içinden uğultular yükseldi.
İkinci köpek de yaklaşmıştı. O da aynı şekilde yavaşladı. Burnunu havaya kaldırdı, kokladı… sonra Elira’ya değil, yere baktı. Üçüncü köpek ise daha temkinliydi; yanlardan dolaşarak yaklaşırken gözlerini bir an bile genç kadından ayırmıyordu.
Elira hareket etmiyordu. Korkusu hâlâ içindeydi ama kaçmanın imkânsız olduğunu anlamıştı. Nefesini düzenlemeye çalıştı. Ellerini yavaşça yanına indirdi. Gözlerini köpeklerden kaçırmadı ama meydan okuyan bir bakış da atmadı.
Sadece… durdu.
İlk köpek bir adım daha attı. Bu kez Elira’nın eline burnunu yaklaştırdı. Kalabalık neredeyse çığlık atacak gibiydi. Herkes saldırıyı bekliyordu.
Ama saldırı gelmedi.
Köpek, Elira’nın elini kokladı… ve ardından dilini uzatıp hafifçe yaladı.
Sessizlik.
Bu kez uğultu değil, tam anlamıyla bir boşluk oluştu. Kimse ne diyeceğini bilemedi.
“Bu imkânsız…” diye fısıldadı kalabalıktan biri.
Rafael’in yüzündeki ifade ilk kez değişti. Kaşları çatıldı, gözleri daraldı. Bir adım öne çıktı.
“Devam edin!” diye bağırdı adamlarına, sanki köpekler onu anlayacakmış gibi.
Ama köpekler artık farklı davranıyordu.
İkinci köpek Elira’nın yanına oturdu. Üçüncüsü ise yavaşça etrafında dolaştıktan sonra yere uzandı. Birkaç saniye sonra üçü de saldırganlıklarını tamamen bırakmış, sanki uzun zamandır tanıdıkları birine eşlik ediyormuş gibi sakinleşmişti.
Elira hâlâ şoktaydı. Ne yaptığını bilmiyordu ama içgüdüsel olarak elini ilk köpeğin başına götürdü. Parmakları titreyerek sert tüylerin arasına dokundu.
Köpek gözlerini kapattı
Devamı sonraki sayfada…