Lüks Tatil ve Gizli Gerçek

Zarf, taşıdığı yalan yüzünden bir kağıttan çok daha ağır hissettiriyordu. İçinde, Maldivler’in en seçkin tatil köyü olan Gök Mavisi Sahili’nde yedi gecelik, altın varaklı bir tatil kuponu vardı.

“Mert!” diye seslendim, heyecanlıymış gibi yaparak. “Buna inanmayacaksın!”

Kocam, gücünün yetmediği bir hayatın peşinde koşmaktan bitkin düşmüş bir halde kravatını gevşeterek içeri girdi. Zarfa bir göz attı. “Ne bu? Yine bir fatura mı?” “Hayır,” dedim kuponu ona uzatarak. “Hani şu katıldığım çekiliş vardı ya? Kazandık. Tam bir hafta. Her şey dahil.”

Mert kuponu hızla kaptı. Gözleri satırların üzerinde gezerken ruh halinin anında değişini izledim. Yorgunluk uçp gitmiş, yerine daha keskin bir ifade gelmişti. “Gök Mavisi Sahili mi?” dedi. “Buranın ne kadar pahalı olduğunu biliyor musun? Sonunda… Hak ettiğim hayatı yaşayabileceğim.”

Biz değil. Ben. Hafifçe gülümsedim. “Bize iyi gelir diye düşünmüştüm. Ayrıca Ali de denizi çok sever.” “Evet, tabii,” dedi, çoktan mesaj yazmaya başlamıştı bile. “Babamı ve Burcu’yu arayacağım. Oraya yalnız gidemeyiz.” İçimi buz gibi bir his kapladı. Gerçeği bilmiyordu. Çekiliş gerçek değildi. Üç ay önce, kocamın sadece emekli bir tamirci sandığı dedem, bana iki milyar dolarlık bir imparatorluk bırakmıştı. Bu otel de dâhil. Gerçekte kim olduğunu görmek için bunu bir sır olarak sakladım

2. BÖLÜM: Cennette Aşağılanma

Gök Mavisi Sahili nefes kesiciydi; suyun üzerindeki villalar, mermer yollar, ılık deniz havası… Resepsiyonda personel bizi karşıladı. Müdür Kenan Bey ile göz göze geldik. Başımı hafifçe iki yana salladım. Beni anladı. “Hoş geldiniz, Mert Bey,” dedi nazikçe. Mert’in göğsü kabardı. “Güzel yer. Bavullarımı en iyi villaya çıkarın. Babama da bir içki getirin.”

Onlar dinlendi, ben ise çalıştım. İki gün boyunca getir götür işlerini yaptım. Burcu beni dergi almaya gönderdi




devamı sonraki sayfada…