Sosyal hizmetler görevlisinin kucağındaki bebeğe doğru baktım. Minik kız, dünkü o morarmış ve cansız halinden çok uzaktı; yanakları pembeleşmiş, huzurla uyuyordu.
Banu, “Bu ev benim adıma kayıtlı,” dedi sakince. “Ama ben burada bir saniye bile kalamam. Ferhat’ın banka hesaplarındaki bana ait paraları çoktan dondurdum. Fakat dün gece senin hikayeni öğrendiğimde, senin bilet paranı bile o bebeği kurtarmak için feda ettiğini duyduğumda… Senin gibi bir annenin sokakta kalmasına, sabahlara kadar pasta satarak hayatta kalmaya çalışmasına göz yumamam.”
Çantasından kalın bir zarf çıkarıp elime tutuşturdu.
“Bu zarfın içinde yüklü bir miktar para ve bu evin süresiz kullanım hakkını sana devrettiğime dair belgeler var,” dedi Banu. “Annene rahatça uçabilmen için özel bir araç ve yeni bir bilet de ayarladım. İkinci bir şans sadece masallarda olmaz Selma. Sen o tuvalette sadece bir bebeği kurtarmadın, benim de o canavarla evlenip hayatımı mahvetmeme engel oldun.”
Gözyaşlarıma hakim olamadım. O gece o soğuk tuvalet zemininde, çaresizlik içinde ağlarken dünyanın en yalnız kadını olduğumu sanıyordum. Oysa o gece kendi kucağıma bastırdığım o masum bebek, hayatımı tamamen değiştiren bir mucizenin kapısını aralamıştı.
Banu evden ayrıldıktan sonra, sosyal hizmetler görevlisi minik kızı koruyucu aile işlemleri için götürmek üzere hareketlendi. Onu durdurdum. Bebeğin o yumuşacık yanağını okşadım ve oğlumla aramızdaki o görünmez bağın bu küçük kızla da kurulduğunu hissettim. O, beni terk eden bir adamın günahı olabilirdi ama aynı zamanda benim sütümle hayata tutunan bir melekti.
“Onu bırakmayacağım,” dedim kararlı bir sesle. “Koruyucu aile işlemleri için ne gerekiyorsa yapacağım. O benim oğlumun kardeşi.”
Hayat benden her şeyimi aldığını sandığım o en karanlık anda, bana hem yeni bir ev, hem güçlü bir dost, hem de kocaman, sevgi dolu yepyeni bir aile vermişti. Ve Ferhat, o karanlık hücrenin duvarlarına bakarken, kendi elleriyle çöpe attığı o eşsiz hayatı sonsuza dek kaybetmenin acısıyla bir ömür boyu yaşayacaktı.