Doktor, ultrason ekranına baktığında yüzü aniden soldu ve acı gerçeği titreyen bir sesle dile getirdi. Larisa hamile değildi; ilk yapılan testler yanıltıcı bir sonuç vermişti. Yaşlı kadının karnındaki şişkinliğin sebebi büyüyen bir bebek değil, tam tersine vücudunu içeriden tüketen devasa bir yumurtalık tümörüydü.
Doktorun açıklamaları Larisa için tam bir yıkım oldu. Karnındaki o “hareket” hissi aslında tümörün organlarına yaptığı baskıdan ibaretti. Üstelik tıbbi yardım almakta bu kadar geciktiği için kanser hücreleri vücuduna yayılmıştı. Doktor, “Eğer en başta gelseydiniz sizi kurtarabilirdik, ancak şimdi durum çok kritik” diyerek acı gerçeği yüzüne vurdu.
Gözyaşlarına boğulan Larisa, mucizeye inanıp gerçekleri görmezden gelmenin ne kadar ağır bir bedeli olduğunu anladı. Elinde ördüğü patiklerle baş başa kalan yaşlı kadın, artık doğmamış bir bebek için değil, kendi yaşamı için sonu belirsiz ve zorlu bir hayatta kalma mücadelesine girmek zorundaydı.