Kocam her akşam eve geç geliyor, sadece işinden ve yorgunluğundan bahsediyordu. Ben ise onunla baş başa romantik bir akşam geçirmek istiyordum ama onun ilgisizliği yüzünden kendimi evde bir gölge gibi hissetmeye başlamıştım. Eğer şikayet edecek olsam hemen geriliyor, beni anlayışsızlıkla suçluyordu; ben de huzurumuz kaçmasın diye susup alttan alıyordum. Yan yana olduğumuz anlarda bile aklı hep başka yerlerdeydi, bana olan o eski tutkulu bakışları çoktan sönmüştü.
Tam o günlerde yan dairemize o genç çocuk, Aras taşındı; her karşılaşmamızda bana öyle hayranlıkla, öyle derin bakıyordu ki kendimi yeniden keşfedilmeye değer bir kadın gibi hissetmeye başlamıştım. Artık her sabah daha özenli giyiniyor, saçımı makyajımı onun ilgisini çekecek şekilde değiştiriyordum; gerçekten de aynadaki halim çok daha güzel ve canlı görünüyordu. Neredeyse her fırsatta bir şekilde karşılaşıyorduk, eşimle yaşayamadığım o heyecan artık tüm günlerimi sarmıştı.
Eşimle uzun zamandır beklediğimiz yıllık iznimiz yaklaşmıştı, tatil planı yapmıştık ve izne ayrılmama henüz üç gün vardı. O sabah eşim erkenden işe gitmişti, kapım çalındı; Aras karşımdaydı. Bana, “Güzel komşum, senden bir ricam olacak; tatile gitmenize daha üç gün var, ben burada çok daraldım, beni şehirden uzak o eski bağ evine götürür müsün? Orada kimse yok, biraz yalnız kalıp kafa dinlemek istiyorum,” dedi. “Peki, öğleden sonra gideriz,” dedim; “Olmaz, biraz işlerim var, gece çıkalım,” dedi. Şaşırdım ama teklifini kabul ettim.
Gece arabaya birkaç eşyasını yükleyip yola çıktık; yanıma oturdu, yol boyunca gözlerini benden ayırmadı. O gece üzerimde en şık, en dikkat çekici kıyafetlerim vardı ve kendimi harika hissediyordum. Nihayet bağ evine vardık, kapıyı açıp içeri girdik ve artık tamamen yalnızdık…
Evin içindeki hava serin ve tozuydu, ama aramızdaki çekim odadaki oksijeni yakıp bitirecek kadar sıcaktı. Aras, elindeki çantayı girişe bıraktı ve arkamdan kapıyı yavaşça kapattı. Kilidin yuvasına otururken çıkardığı o klik sesi, geri dönüşü olmayan bir yola girdiğimizin ilk somut kanıtıydı. Kalbim sanki göğüs kafesimi delip çıkacakmış gibi atıyordu; bu, suçluluk duygusundan ziyade, yıllardır uykuda olan bir kadının uyanış sancısı gibiydi
devamı sonraki sayfada….