Babamın Son Hatırası

Babamın Son Hatırasını Paramparça Eden Üvey Annemin Kapısına Polis Dayandığında Yaşadıklarım
Babam vefat ettikten sonra buz gibi bir kadın olan üvey annemle baş başa kalmıştım; öyle ki cenazede bile yanıma eğilip “Ağlamayı kes, o artık yok, kendini rezil ediyorsun” diyecek kadar acımasızdı. İki hafta geçmeden babamın gardırobunu boşaltıp en sevdiği kravatlarını çöp poşetine tıkıştırdığında, “Onlar çöp değil, babamın” diyerek itiraz etsem de “Geri dönüp onları almayacak, artık büyü!” diyerek beni tersledi ama o görmeden kravatları çöpün içinden kurtarmayı başardım. Üzerlerinde hala babamın hafif parfüm kokusu vardı ve mezuniyet balosu yaklaşırken, babamın da oraya gitmemi isteyeceğini düşünerek bu kravatlardan, her birinin ayrı bir anı taşıdığı harika bir etek diktim. O gece eteği özenle asıp uyudum ancak ertesi sabah odamda üvey annemin o keskin kokusu vardı; babamın anısı olan etek paramparça edilmiş, kravatlar yerlere saçılmıştı! Ona öfkeyle bağırıp son hatıramı mahvettiğini söylediğimde, kahvesini yudumlayarak “Zaten iğrenç bir şeydi, zavallı bir yetim rolü yapmayı kes, o öldü ve sihirli falan değil!” diye alay etti. Tam o an dışarıda mavi kırmızı polis ışıkları belirdi, kapı sertçe çalındı ve içeri giren memur bana burada yaşayıp yaşamadığımı sorduktan sonra bakışlarını bir anda buz kesen üvey anneme çevirerek, “Sizin için geldik…” dedi. Peki ama neden?

Devamı Sonraki Sayfada….