Benim çocuğum olmuyor. Bu yüzden kocam Can, bir taşıyıcı anne bulmamızı önerdi.
Bütün süreçle bizzat o ilgilendi. Ajansı buldu ve Aylin adında bir kadını seçti. Bizim için en uygun kişinin o olduğu konusunda çok ısrarcıydı ve ben de buna karşı çıkmadım. Her şey yasalara uygun bir şekilde yapıldı; sözleşmeler imzalandı, avukatlar devreye girdi ve anlaşma titizlikle ayarlandı. Sonunda Aylin hamile kaldı.
Aylin bizden yaklaşık bir saat uzaklıkta yaşıyordu. Başlangıçta her şeyinin tam olduğundan emin olmak için onu birlikte ziyaret ediyor, vitaminlerini veya hamile yastıklarını götürüyorduk. Sadece normal, sıradan bir destek süreciydi.
Ancak bir süre sonra Can, Aylin’i ziyaret etmek için evden tek başına çıkmaya başladı. İkimiz de evden çalışıyorduk ve mesai ortasında aniden yanıma gelip alnımdan öperek, “Hayatım, birazdan dönerim. Aylin’e market alışverişi götüreceğim, ağır kaldırmasını istemiyorum,” diyordu. Bazen de hafta sonları ben yemek yaparken aceleyle mutfağa girip “Bebeği ve Aylin’i kontrol edeceğim, vitaminleri azalmış olabilir,” diyerek çıkıp gidiyordu. Beni yanına almayı tamamen bırakmıştı ve bu durum o kadar ani gelişiyordu ki işimi bırakıp ona katılma fırsatı bile bulamıyordum.
Bu sürekli tekrarlanan “Aylin’i kontrol etme” ziyaretleri giderek sıklaşmaya başladı. Bunun artık tuhaf görünmeye başladığını ve onu bu kadar sık ziyaret etmesine gerek olmadığını söylediğimde ise sadece gülüp, “Hayatım, aklından neler geçiyor? Sadece hamileliğin sorunsuz geçmesini istiyorum,” diye geçiştiriyordu.
Yine de içimde bir şeylerin ters gittiğine dair güçlü bir his vardı. Bu yüzden hiç fark etmeyeceği şekilde ceketinin iç cebine KÜÇÜK BİR SES KAYIT CİHAZI yerleştirdim.
Ertesi akşam Can yine Aylin’in evinden geldi, alışverişi teslim ettiğini söyleyip doğrudan uyumaya gitti. Ceketinden cihazı hızla çıkarıp kendimi banyoya kilitledim. Oynat tuşuna bastım. İkisinin konuşmasını dinlerken duyduklarım karşısında kulaklarıma inanamadım.
“Aman Tanrım… Demek arkamdan planladıkları şey buydu!”
Karanlık Gerçek
Oynat tuşuna bastıktan sonra duyduğum ilk şey, ceket cebinin hışırtıları ve ardından bir kapının kapanma sesiydi. Sonra o tanıdık, sakinleştirici ses tonuyla Can konuşmaya başladı. Ama bu ses, bana hitap ederken kullandığı o sahte şefkatten çok daha samimi, çok daha içtendi.
“Nihayet gelebildim sevgilim,” diyordu Can. “Uyudu mu bizim ufaklık?”
Aylin’in kıkırdamasını duydum. “Bütün gün tekme atıp durdu. Ama sen gelince sakinleşti. Can… Ne zaman bitecek bu oyun? Karnım iyice büyüdü ve artık sadece ikimizin olmasını, kendi evimizde kendi hayatımızı yaşamamızı istiyorum.”
Banyodaki soğuk fayansların üzerine çöktüm. Sevgilim mi? İkimizin hayatı mı? Nefes alışverişim hızlanırken ellerim titreyerek kaydı dinlemeye devam ettim.
“Çok az kaldı güzelim,” dedi kocam. Duyduğum her kelime, kalbime batan minik iğneler gibiydi. “Sadece doğuma kadar sabretmemiz gerekiyor. O zamana kadar klinikteki ve ajansta ayarladığımız işlerin hiçbir şekilde açığa çıkmaması lazım. O, bebeğin kendi yumurtasından olduğunu sanmaya devam etsin. Her şeyi yasal kılıfına uydurmak o kadar masraflı oldu ki, senin hesabına yatacak o son büyük ödemeyi ondan almadan hiçbir yere gidemeyiz.”
“Ya sonra?” diye sordu Aylin, sesinde zerre kadar vicdan azabı yoktu. “Ya bebek doğduktan sonra çocuğu ona vermek zorunda kalırsak? Sonuçta ortada bir sözleşme var.”
Can alaycı bir şekilde güldü. “Hangi sözleşme? Klinikteki kayıtları baştan beri benim adıma ve senin adına düzenlettik. Senin yumurtan, benim spermim. Biyolojik olarak da yasal olarak da bebek tamamen bize ait. Sadece o kliniğin sahte belgeleriyle kadını uyutuyoruz ki hamilelik boyunca senin özel hastane masraflarını, o lüks evin kiranı ve o yüklü ‘taşıyıcı anne’ ücretini onun hesaplarından ödetelim. Bebek doğar doğmaz boşanma belgelerini önüne koyacağım. Zaten bu süreçte anne olamamanın verdiği üzüntüyle aklını kaçırdığını iddia edip, onu hayatımızdan tamamen çıkaracağız.”
Uyanış
Kayıt cihazı ellerimin arasından kayıp banyo paspasının üzerine düştü.
Aylin sıradan bir taşıyıcı anne değildi; kocamın yıllardır hayatında olan gizli sevgilisiydi. Benim en büyük hayalimi, anne olma arzumu acımasızca kullanmışlar, bu sahte taşıyıcı anne senaryosunu tamamen benim paramla kendi hayatlarını kurmak için tasarlamışlardı. Kendi öz çocuklarını benim finanse etmemi sağlamışlar, üstelik zamanı geldiğinde beni bir kenara atıp kuruşsuz bırakmayı planlamışlardı
Devamı Sonraki Sayfada…