15 yaşındaki kızım Ada ile baş başa yaşıyoruz

15 yaşındaki kızım Ada ile hayatın fırtınalarına karşı iki kişilik küçük bir dünyada yaşıyorduk. Babasını o daha çocuk parkında koşturacak yaştayken feci bir trafik kazasında kaybetmiştik. O günden beri dünyamız, birbirimize yaslandığımız dar bir sokaktan ibaretti. Bir yıl önce üzerimize çöken kanser teşhisi, o sokağı iyice daralttı. Hayatım için savaşıyordum, ancak asıl mücadelem Ada’ya belli etmemekti. Kemoterapi seanslarından sonra içim çekiliyor, her kemiğim sızlıyordu; ama o odaya girdiğinde yüzüme sahte bir gülümseme yerleştiriyordum. Onun bu yaşta kederle tanışmasını hiç istememiştim.

Ancak saçlarım dökülmeye başlayınca maskem düştü. Saçlarımı kazıtmak zorunda kaldım. Evdeki kıt kanaat bütçemiz, sigortanın karşılamadığı ağır ilaç masraflarına gidiyordu; bir peruk lükstü bizim için. Renkli eşarplarla bu eksikliği örtmeye çalışıyordum. Geçen akşam Ada okuldan geldiğinde elinde bir kutu vardı. Kutuyu açtığında içinden benim eski saçlarımın renginde, ipek gibi bir peruk çıktı. Ardından kapüşonunu yavaşça indirdi; o beline kadar uzanan, her sabah özenle taradığı kumral saçları artık yoktu.

“Anne,” dedi gözyaşları içinde, “Paramız olmadığını biliyordum. Kuaförle konuştum, saçlarımı senin için feda ettim.” O anki hıçkırıklarımız tüm evi inletmişti. Evladımın fedakarlığı ruhumu hem iyileştirmiş hem de paramparça etmişti.

Ertesi gün, her zamanki rutinimizle başladı. O okula, ben kemoterapiye… Eve döndüğümde koltuğa yığılıp kalmıştım ki telefonun acı çığlığıyla sıçradım. Arayan Ada’nın öğretmeniydi: “Hemen okula gelmelisiniz! Polisler kızınızı arıyor!”

Yorgunluk, yerini saf bir dehşete bıraktı. Titreyen dizlerimle okula nasıl ulaştığımı bilmiyorum. Müdürün odasına daldığımda içerideki hava buz gibiydi. Üç polis memuru masanın başında dikiliyor, müdür ise sanki bir suç mahallindeymişiz gibi bembeyaz bir suratla bana bakıyordu. Ada, bir köşede büzülmüş, gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüştü. Polis memuru öne çıktı, sesi bir bıçak kadar keskindi:

“Hanımefendi, kızınızın ne yaptığından haberiniz var mı? Size tüm gerçekleri anlatmamız gerekiyor. Biz bu şebekenin peşindeydik ve yıllardır bu olayı araştırıyorduk.

Beynim zonkladı. Şebeke mi? Benim küçük Ada’m neye karışmış olabilirdi? Polis memuru masanın üzerine bir dosya attı. Dosyanın içinde onlarca fotoğraf vardı; hastaneler, yabancı plakalı araçlar ve… bir DNA raporu

Devamı Sonraki Sayfada….