Kocam Erkan üçüncü bir çocuk teklif ettiğinde, bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyordum. O bir kral gibi yan gelip yatarken daha fazla sorumluluk alacak değildim. Ona tam olarak ne düşündüğümü söyledikten sonra beni evden kovdu; ama ben işleri onun aleyhine çevirmekte gecikmedim. Hiç sabrınızın taştığı o anlardan birini yaşadınız mı? Kocam, sanki iki çocuğu zaten neredeyse tek başıma büyütmüyormuşum gibi benden bir bebek daha talep ettiğinde tam da o noktadaydım. Sonrasında yaşananlar, hiç beklemediğim bir hesaplaşmaydı. Kocam Erkan ve ben 12 yıldır evliyiz. Ben 32, o 43 yaşında. İki çocuğumuz var: On yaşındaki kızımız Leyla ve beş yaşındaki oğlumuz Batuhan. Onları büyütmek ve evi çekip çevirmek benim tam zamanlı işim haline geldi. Faturalara yardımcı olmak için evden yarı zamanlı çalışıyorum ama yine de her şeye ben yetişiyorum. “Her şey” derken; yemek, temizlik, çocukları okula bırakma, çamaşır, uyku rutinleri ve dahasından bahsediyorum. Erkan ise tek görevinin “eve bakmak” olduğuna inanıyor. Katılımı tam da burada bitiyor. Hiç bez değiştirmedi, hasta bir çocukla sabahlamadı, hatta bir beslenme çantası bile hazırlamadı. Bu çok yorucu ama çocuklarımı seviyorum. Erkan kanepede oturup maç izlerken ya da oyun oynarken, aslında bekar bir anne olduğumu kabullenmiştim. Ama bu, sinirlenmediğim anlamına gelmiyordu. Geçen ay, en yakın arkadaşım beni kahve içmeye davet etti. Haftalar sonra eğlenceli bir şeyler yapmak için evden çıkma şansı bulduğum ilk seferdi. Ayakkabılarımı giyerken, “Erkan, bir saat çocuklara bakabilir miisin?” diye sordum. Gözleri televizyona kilitlenmişti. “Yorgunum. Bütün hafta çalıştım. Neden onları da yanında götürmüyorsun?” İç geçirdim. “Çünkü mola vermek istiyorum. Sadece bir saat. Onlara bir şey olmaz.” Erkan gözlerini devirerek kumandaya uzandı. “Canan, sen annesin. Anneler mola vermez. Benim annem hiç mola istemezdi. Kız kardeşim de öyle.” Çenem kasıldı. “Yani Burcu ve Pelin hiç bunalmadı mı? Hiç kendilerine ayıracak bir dakikaya ihtiyaç duymadılar mı?” “Aynen öyle,” dedi kibirle. “Gayet güzel idare ettiler. Sen de etmelisin.” İşte o an ipler koptu. “Erkan, annen ve kız kardeşin muhtemelen tam olarak benim gibi hissettiler! Sadece kimsenin onları dinlemeyeceğini bildikleri için bunu asla yüksek sesle söylemediler.” Erkan elini umursamazca salladı. “Her neyse. Bu senin işin Canan. Çocukları sen istedin. Şimdi onlara bak.” Çığlık atmak istiyordum. “Onlar senin de çocukların!” dedim. “Onlarla ne zaman ilgileniyorsun? En son ne zaman Leyla’nın ödevine yardım ettin? Ya da Batuhan’la oyun oynadın? Veya günlerinin nasıl geçtiğini sordun?” “Başınızda bir çatı olsun diye işe gidiyorum. Bu yeterli.” “Hayır, değil!” diye bağırdım. “Para getirmek, ebeveyn olmakla aynı şey değil. Sen onların babasısın Erkan. Sana ihtiyaçları var.” “Valla zor. Düzeni değiştirmeye niyetim yok.” Sessizce ona bakakaldım. Nasıl oldu da bu kadar bencil biriyle evli kaldım? Birkaç gün sonra Erkan, bir bebek daha konusunu açmaya başladı. Önce şaka yaptığını sandım. Yani, elimizdeki iki çocukla bile zor başa çıkıyorduk. Ama konuyu her açtığında, ne kadar ciddi olduğunu anladım. Bir akşam yemekte bu konu geçiştirilecek bir yorum olmaktan çıktı. Ben Batuhan’ın yemeklerini doğrarken, Erkan elinde telefonuyla rahatça arkasına yaslanıp, “Biliyor musun, düşünüyordum da… bir bebeğimiz daha olmalı,” dedi. “Efendim?” diyerek ona döndüm. Başını kaldırdı. “Üçüncü bir çocuk. Bence zamanı geldi.” Duyduklarıma inanamıyordum. “Erkan, elimdeki iki tanesiyle bile zor yetiyorum. Sen bir tane daha mı istiyorsun?” Sanki mantıksız olan benmişim gibi kaşlarını çattı. “Büyütülecek ne var? Zaten iki kez yaptık. Nasıl olduğunu biliyorsun.” Sesimi sakin tutmaya çalışarak, “Asıl mesele de bu ya,” dedim. “Nasıl olduğunu biliyorum. Tüm işi yapan benim. Geceleri uyanan benim. Her şeyi bir arada tutmaya çalışırken deli gibi koşturan benim. Sen yardım etmiyorsun.” Erkan’ın yüzü asıldı. “Ben bu ailenin geçimini sağlıyorum Canan. Bu da yardım etmektir.” “Hayır, değil,” diye çıkıştım. “Ebeveyn olmak, eve maaş getirmekten çok daha fazlasıdır.” Erkan cevap veremeden, daha önce çocukları “ziyaret etmek” için kızıyla uğramış olan annesi Burcu Hanım mutfağa girdi. Burcu Hanım, gözlerini ikimizin arasında gezdirerek, “Burada her şey yolunda mı?” diye sordu…
devamı sonraki sayfada…
kocam çocuk istedi
Sayfalar: 1 2