“Bir gün bana dedi ki,” diye devam etti Kemal, “‘Annem zaten çok yorgun. Ona bir de ben yük olmak istemiyorum.’”
Gözlerim doldu.
“Yük mü?” diye fısıldadım.
“Evet,” dedi. “Oysa sadece konuşmak istiyor. Ama seni kırmaktan korkuyor.”
O an içimde bir şey çöktü. Hale benden uzaklaşmıyordu… beni korumaya çalışıyordu.
“Peki neden sürekli sana geliyor?”
Kemal hafifçe gülümsedi. “Çünkü ben onun için güvenli bir alanım. Konuştuğunda seni üzmeyeceğini düşünüyor.”
Bir an sessizlik oldu. Parkta rüzgar hafifçe ağaçları sallıyordu.
“Ne yapmalıyım?” diye sordum sonunda.
Kemal bana baktı. “Onu dinlemelisin. Ama soru sorarak değil… yanında olarak.”
Eve döndüğümde Hale hâlâ uyuyordu. Kapısının önünde durdum. İçeri girip onu uyandırmak istedim ama yapmadım.
Akşam olana kadar bekledim.
Hale odasından çıktığında mutfakta oturuyordum.
“Bugün dedemle görüşmedin mi?” diye sordu.
Başımı salladım. “Gördüm.”
Bir an durdu.
Sonra yavaşça karşıma oturdu.
“Bir şey mi söyledi?”
Bu soruda hem korku hem merak vardı.
Derin bir nefes aldım. “Sadece… seninle daha çok vakit geçirmek istediğini söyledi.”
Hale gözlerini kaçırdı.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra yavaşça elini uzattım.
“Ben de seninle daha çok vakit geçirmek istiyorum,” dedim.
Bana baktı. Gözlerinde tereddüt vardı.
“Gerçekten mi?”
“Evet,” dedim. “Ama sadece konuşmak zorunda değilsin. İstersen birlikte otururuz, film izleriz… ya da hiçbir şey yapmayız.”
Hale’nin yüzündeki ifade yumuşadı.
“Ben… bazen ne söyleyeceğimi bilmiyorum,” dedi.
Gülümsedim. “Ben de.”
Bu cevap onu şaşırttı.
“Gerçekten?”
“Evet,” dedim. “Ama bu, denemememiz gerektiği anlamına gelmiyor.”
Bir süre sonra Hale yavaşça bana doğru yaklaştı.
Başını omzuma koydu.
O an hiçbir şey söylemedik.
Ama o sessizlik… haftalardır kuramadığımız bağın yeniden kurulması gibiydi.
Sonraki günlerde her şey bir anda düzelmedi. Ama küçük şeyler değişti.
Hale artık odasının kapısını biraz daha açık bırakıyordu. Bazen yanıma gelip oturuyordu.
Ve bir akşam…
Elinde bir defterle geldi.
“Bunu seninle paylaşabilir miyim?” dedi.
Gözlerim doldu.
“Tabii ki,” dedim.
Defteri açtı.
Ve ilk kez…
Kızım bana gerçekten ne hissettiğini anlatmaya başladı.
O an anladım ki…
Bazen çocuklar uzaklaşmaz.
Sadece… nasıl yaklaşacaklarını bilemezler.