Eski Koca Düğün Daveti

Boşanmamızın üzerinden altı ay geçmişti ki eski kocam, hiç hesapta yokken beni düğününe davet etmek için aradı. Ona, “Daha yeni doğum yaptım. Hiçbir yere gitmiyorum,” diye cevap verdim. Otuz dakika sonra, panik içinde hastane odama daldı…

Yeni doğan kızım göğsümde uyurken, minicik yumruğu hastane önlüğümün kenarına kenetlenmişti; tam o sırada telefon çaldı. Ekranda, yarım yıl önce sildiğim ama zihnimden asla tam olarak atamadığım o isim vardı: Demir.

Düşünmeden açtım.

Eylül,” dedi sesi pürüzsüz ve kibirli bir tonda. “Umarım kötü bir zaman değildir.” Kızımın pembe yüzüne baktım. “Öyle.”

Hafifçe güldü. “Hâlâ dramatiksin. Her neyse, yarın evleniyorum.” Bir an için hastane odası üzerime daralıyor gibi hissettim. Monitörler bipleyip duruyordu. Yağmur camdan aşağı süzülüyordu. Her nefes alışımda dikişlerim sızlıyordu.

“Hayırlı olsun,” dedim düz ve kararlı bir sesle. “Pelin ile,” diye ekledi; ismi sanki bir bıçakmış gibi tadını çıkararak söyledi. “Onu hatırlarsın.” Tabii ki hatırlıyordum. Onun şu “yeni iş danışmanı”. Parfümü gömleklerine sinen kadın. Demir beni dengesiz, tembel ve “maddi olarak ona bağımlı” biri gibi gösterirken, arabuluculuk görüşmelerinde karşımda oturup şaşırmış numarası yapan o kadın.

“Seni davet etmemi o istedi,” dedi Demir. “Yüzleşip defteri kapatmak için, anlarsın ya? Biz olgun yetişkinleriz.” Neredeyse gülecektim. Boşanma davası açmadan üç gün önce ortak hesabımızı boşaltmıştı. Herkese, onu kendime bağlamak için hamilelik uydurduğumu söylemişti. İki yıl önce düşük yaptığımda, kederimin “imajına zarar verdiğini” söylemişti. Ve şimdi o kameralara gülümserken, benim nikâh salonunda oturmamı istiyordu.

“Daha yeni doğum yaptım,” dedim. “Hiçbir yere gitmiyorum.” Ardından derin bir sessizlik oldu.

Devamı Sonraki Sayfada…