Büyük Sır

“Bir görüşme.” Nötr bir yerde, parkta buluştuk. Çocuk, Efe, top oynarken Mert donakalmıştı, nasıl ilerleyeceğini bilemiyordu. “Merhaba,” dedi sonunda. “Ben Mert.” Efe ona bakarak gözlerini kısmıştı. “Merhaba, beyefendi.” Mert gözyaşlarıyla gülerek. “Merhaba, Efe.” Hiçbir şey ve her şey hakkında konuştular. Susan izliyordu, gözleri ıslaktı. Güneş batarken, Mert bankta yanıma oturdu. “Merhaba, Efe.” “Teşekkür ederim,” dedi. “Yürüyüp gitmediğin için.” “Bunu sadece senin için yapmadım. Efe için yaptım.” Daha sonra ihtiyaçlarını karşıladık; market, okul malzemeleri ve kira konusunda yardım ettik. Mert her Pazar oğlunu aradı. Daha çok dinledi, konuştuğundan çok. Evliliğimiz değişti ama bitmedi. Aylar sonra bir gece, Mert elimi tuttu. “Senin merhametine layık değilim.” “Belki değil. Ama aşk, hak ettiğimizle ilgili değil. Seçtiklerimizle ilgili.” Elimi sıktı, o hastanedeki gece sonrası ilk kez kendimi tekrar sağlam hissettim. “Aşk, hak ettiğimizle ilgili değil. Seçtiklerimizle ilgili.” Ana karakter haklı mıydı yoksa yanlış mı? Facebook yorumlarında tartışalım.

1 2