Beş yıl önce boşandığım eski eşimin evine gittiğimde

O gece eve döndüğümde sözleri kafamda dönüp durdu.
Uyuyamadım. O küçük oda, onun gözleri ve o eski fotoğraf zihnimden çıkmadı.

Ertesi gün, hiç düşünmeden yeniden kapısının önündeydim.
Kapı açıldı.

Şaşırdı:
“Sen… burada ne yapıyorsun?”

Sessizce söyledim:
“Sadece iyi olup olmadığını görmek istedim.”

Bir süre sustu, sonra kapıyı açtı:
“İçeri gel.”

Yağmurun sesi camlara vuruyordu. Odayı sessizlik doldurmuştu.
Fotoğrafa baktım, sonra ona…
Sonra yaklaştım, yüzünü okşadım ve onu kollarıma aldım.

Geri çekilmedi.
Sadece orada durduk — kaybettiklerimizi yeniden tutarak… dışarıdaki yağmur tüm acıyı siler gibi yağarken.

Sabah olduğunda fırtına dinmişti.
Yanımda huzurla uyuyordu.

O an bunun doğru olmadığını biliyordum… ama aynı zamanda tuhaf bir affediliş gibiydi.

Gitmeden önce masasına bir not bıraktım:
“Gelecek ne getirir bilmiyorum ama bana ihtiyaç duyarsan buradayım.”

Haftalar sonra ofise bir mektup geldi:
“Elif”ten, kendi el yazısıyla.

“O gece için pişman değilim.
Sadece mutlu olmanı istiyorum.
Bu, bizim en güzel hatıramız olarak kalsın.”

Bugün bile bazen o eski apartmanın önünden geçiyorum.
Penceredeki küçük çiçek saksısı hâlâ duruyor.

İçeri girmiyorum…
Sadece yukarı bakıyorum ve gülümsüyorum.

Çünkü bazı aşklar gerçekten bitmez…
Sadece sessizce kalbin bir köşesinde yaşamaya devam eder.

1 2