aşk ihanet intikam

Benim adım Leyla Demir. Yaklaşık sekiz aydır kocam Kerem, şehrin öbür ucunda başka bir kadınla yaşıyordu. Kerem aramalarımı görmezden geliyordu. Tavan akmaya başladığında, annem hastaneye kaldırıldığında ya da babamın kalp rahatsızlığı kötüleştiğinde ortada yoktu. Tüm bu süre zarfında bana sadece tek bir mesaj gönderdi:

“Amma abarttın. Sana bir şey olmaz.”

Kısa süre sonra annem ve babam, başka bir şehirdeki teyzemi ziyaretten dönerken bir trafik kazasında vefat ettiler. Tek bir gecede, beni koşulsuz seven yegâne iki insanı kaybettim. Ertesi sabah babamın avukatı Selim Bey; evleri, birikimleri, küçük bir kira mülkü ve hayat sigortası poliçesiyle birlikte, değeri 25 milyon dolardan fazla olan tüm varlığın bana kaldığını haber verdi. Cenazeden dolayı hâlâ siyahlar içindeyken Kerem geri geldi.

Kapıyı çalmadı. İade etmeyi reddettiği anahtarı kullandı ve babamın evine sanki kendi malıymış gibi girdi. Kıyafetleri buruş buruştu, bakışları soğuktu ve üzerinde bana ait olmayan bir parfüm kokusu vardı. Arkasında, beni uğruna terk ettiği kadın, Pelin duruyordu; bir gösteri izlemeye gelmiş gibi kollarını kavuşturmuş, rahat bir tavırla balkon korkuluğuna yaslanmıştı.

Kerem yemek masasının üzerine bir dosya fırlattı. “Bunu imzalayacaksın,” dedi. Aşağı baktım. Belgeler, miras hesaplarıma erişimini sağlıyor ve babamın ödemek için yirmi yılını verdiği kira mülkünü satmasına izin veriyordu. Sessizce, “Hayır,” dedim. Bakışları karardı. Yıllarca Kerem beni kendimi geri çekmeye; alçak sesle konuşmaya, ilk özür dileyen olmaya, sırf huzur bozulmasın diye suçu üstlenmeye alıştırmıştı. Sesini yükselttiğinde donup kalırdım. Bana hakaret ettiğinde yutkunurdum. Gittiğinde kendimi suçlardım. Ama o gece, yaşadığım acı içimdeki bir şeyleri tertemiz yakıp kül etmişti. Saçımdan tutup başımı geriye doğru sarstı. “Hâlâ karımsın,” diye tısladı. “Sahip olduğun her şey benim de sayılır.” Saç diplerimde keskin bir acı hissettim. Duduğum masanın kenarına çarptı ve ağzıma kan tadı geldi.




devamı sonraki sayfada…