Kader için her şey bir sonbahar akşamı gelen telefonla başladı. Eşi Rıza’nın geçirdiği trafik kazası, genç kadının hayatını ikiye böldü. Hastaneye yetişemeden hayatını kaybettiği söylenen Rıza, kapalı tabutla toprağa verildi. O sırada sekiz aylık hamile olan Kader ise yaşadığı ağır stres nedeniyle bebeğini de kaybetti.
Bir mezarda iki kayıp vardı: Biri toprağın altında yatan adam, diğeri ise hayalleriyle birlikte yıkılan bir kadın.
Aylarca evden çıkamadı. Duvarlardaki fotoğraflarla konuştu. Hayatını, hatıraların gölgesinde sürdürdü. Üç yıl sonra yeni bir başlangıç yapmak için başka bir şehre taşındı. Küçük bir apartman dairesinde işe başladı, geçmişi geride bırakmaya çalıştı.
Ta ki o pazar gününe kadar.
Apartmanın önüne yanaşan taşınma kamyonu dikkatini çekti. Genç bir aile eşyalarını indiriyordu: Bir adam, bir kadın ve beş yaşlarında küçük bir kız çocuğu. İçinde tarifsiz bir sızı oluştu. “Bizim de böyle bir hayatımız olacaktı,” diye düşündü.
Sonra adam başını kaldırdı.
Göz göze geldiler.
Kader’in nefesi kesildi. Yüz hatları, bakışı, duruşu… Hepsi Rıza’ya aitti. Mantığı bunun imkânsız olduğunu söylüyordu ama kalbi başka bir şey fısıldıyordu.
Kısa süre sonra adam ve küçük kız aynı kata çıktı. Yan dairenin kapısını açtılar.
Kader kapısını araladı. Titreyen bir sesle sordu:
“Affedersiniz… Rıza adında birini tanıyor musunuz?”
Adamın yüzü bir an dondu. Ardından sakin bir ifadeyle cevap verdi:
“Hayır.”
Tam kapı kapanmak üzereyken Kader’in gözü adama takıldı. Sol elinde iki parmak eksikti.
Rıza, çocukken geçirdiği bir kazada iki parmağını kaybetmişti. Bu ayrıntıyı dünyada en iyi bilen kişi Kader’di. Böyle bir benzerlik tesadüf olabilir miydi?
O an zaman durdu.
“Rıza!” diye haykırdı Kader.
Adam gözlerini kapattı. Omuzları düştü.
“Kader…” dedi kısık bir sesle.
Gerçek, üç yıl sonra kapı eşiğinde ortaya çıktı. İddiaya göre Rıza büyük bir borcun içine sürüklenmiş, yanlış kişilerle iş yapmıştı. Geçirdiği kazanın ardından kimlik karışıklığı yaşanmış, çıkan bir hastane yangını nedeniyle resmi teşhis yapılamamıştı. Ailesi ise tehlikeden korunmaları için ölüm haberini kesinleştirmişti.
Rıza hayattaydı.
Ancak artık başka bir hayatı vardı. Yeni bir eşi, Zeynep adında bir kızı ve geçmişinden kaçmak için kurulmuş yeni bir düzeni…
Kader için ise asıl yıkım şimdi başlamıştı.
“Beni korumak için mi?” diye sordu gözyaşları içinde. “Ben hem seni hem çocuğumuzu kaybettim.”
Yanıt gelmedi.
Kapı kapandı. Geçmiş, mezardan kalkıp karşısına dikilmişti. Ama Kader bu kez farklı bir karar verdi.
Ertesi hafta taşındı.
“Bazı insanlar nefes alıyor olabilir,” diyor şimdi. “Ama sizin için gerçekten ölmüşlerdir.”
Rıza yaşıyordu.
Ama Kader için o gün, yeni bir hayatın başlangıcıydı.