Hamilelik, bir kadının hayatında yaşadığı en derin ve en özel duygulardan biri. Karnında büyüyen bir canın varlığını bilmek, geleceğe dair umutları da beraberinde getiriyor. Ancak bazı hikâyeler, bu umutların ne kadar kırılgan olduğunu acı bir şekilde hatırlatıyor.
Amerika’da yaşayan Valerie Watts da bu annelerden biriydi. Dokuz aylık hamileyken, dünyaya gelmesini dört gözle beklediği bebeği için aylar öncesinden bir oda hazırlamış, beşiğini kurmuştu. Oğluna “Noah” adını vermeye karar vermişti. Ancak doğuma sayılı günler kala bebeğinin hareketlerinde bir tuhaflık fark etti. Kontroller sonucunda, Noah’ın henüz dünyaya gelmeden hayatını kaybettiği ortaya çıktı.
Bu acı haber Valerie’yi derinden sarstı. Uzun süre bebeğinin odasına giremedi. Beşiğe, oyuncaklara, hazırlanan hiçbir eşyaya dokunamadı. Tam bir yıl boyunca her şey olduğu gibi kaldı. Ancak zaman geçtikçe, özellikle beşik Valerie için dayanılması zor bir hatıraya dönüştü.
2014 yılında Valerie, oğlunu hiç yatıramadığı beşiği satmaya karar verdi. Beşiği almak isteyen Gerald isimli bir adam evine geldi. Fiyat konuşuldu, anlaşma sağlandı ve Gerald beşiği kamyonetine yükleyerek ayrıldı. O sırada Gerald, Valerie’nin yaşadığı büyük acıdan habersizdi. Beşiği, çocuğu büyüdüğü için sattığını düşündü.
Gerçek ise kısa süre sonra ortaya çıktı. Gerald’ın eşi, beşiği almadan önce Valerie’ye çocuğunun kaç yaşında olduğunu sormuştu. Valerie, oğlunu doğmadan kaybettiğini anlatınca genç kadın büyük üzüntü yaşadı ve durumu eşine anlattı. Eve doğru yoldayken Gerald, bu beşiğin Valerie için ne kadar büyük bir anlam taşıdığını fark etti.
Çift, eve varmadan bir karar aldı: Beşik Valerie’ye geri dönmeliydi. Ancak bunu sıradan bir şekilde yapamazlardı. Marangoz olan Gerald, beşiği söktü ve parçalarından geniş, sağlam bir sandalye yaptı. Bir hafta sonra Gerald, yaptığı sandalyeyi kamyonetine yükleyerek Valerie’nin kapısını yeniden çaldı.
Valerie, karşısında sandalyeyi gördüğünde gözyaşlarını tutamadı. O beşik artık acıyı değil, oğlunun hatırasını ve bir yabancının gösterdiği büyük vicdanı simgeliyordu. Küçük bir alışveriş gibi başlayan bu hikâye, insanlığın hâlâ umut verdiğini gösteren dokunaklı bir anıya dönüştü.













