Sürpriz Dönüş ve Gizemli Ayakkabı

O gün saat sabah 11 sularında Leyla, dört aylık bir iş gezisinden sonra evine döndü. Önceden haber vermemişti; kocasına ve oğluna sürpriz yapmak istiyordu. Çantasında sebzeler, biraz et ve onların en sevdiği yiyecekler vardı. Eskiden yaptığı gibi onlara sıcak bir yemek pişirmeyi hayal ediyordu.

Ancak merdivenleri çıkarken bir şeylerin ters gittiğini hissetti. Bina çok sessizdi. Ne müzik, ne televizyon, ne de bir ses vardı.

Kapıyı bir kez çaldı. Sonra daha sertçe bir kez daha. Cevap yoktu. Leyla kaşlarını çattı.

“Şu ikisi…” Tekrar vurdu; yine ses çıkmadı.

Bir süre bekledikten sonra çantasında yedek anahtarı aradı. Onu bulması biraz vakit aldı. Sonunda kapıyı açıp içeri adım attığında fark ettiği ilk şey, her yerin ne kadar temiz olduğuydu. Çok temizdi. Aylardır uzakta olduğu için beklediği o dağınık evden eser yoktu. Aldığı malzemeleri yavaşça yere bıraktı. Sonra onları gördü. Duvarın kenarında bir çift kadın ayakkabısı. Onun değildi. Bunu hemen anlamıştı. Bir anlığına durumu başka bir şeye yormaya çalıştı. Belki bir hediye? Bir sürpriz? Ama bu düşünce kafasında yer etmedi. Kalp atışları hızlandı. Adım adım koridorda ilerledi, nefesi daralıyordu. Yatak odasının kapısı hafifçe aralıktı. “Kim var orada?” diye seslendi. Cevap gelmedi. Oda çok kasvetli hissettiriyordu. Şimdi titreyerek yaklaştı ve yatağa doğru uzandı. Bir an tereddüt etti… sonra çarşafı geri çekti. Bir tutam uzun, siyah saç. Onun değildi. Bu kadarı yetmişti. Vücudu kaskatı kesildi. İçindeki her şey dondu; düşünce yok, mantık yok, sadece ham ve yakıcı bir his vardı. Sonra o duygu dalgası çarptı; sıcak, keskin ve ezici.


devamı sonraki sayfada..