O gece uyuyamadım.
Ama asıl acıyı ertesi sabah yaşadım.
Kapıyı açtığımda eşyalarımın kapının yanında dizildiğini gördüm.
Kalbim sıkıştı.
“Fatma… bu ne?” diye sordum.
Omuz silkti.
“Babaanne… gitmen gerekiyor. Kemal sana kalacak bir yer bulur.”
O an içimde bir şey kırıldı.
Hayatımı verdiğim torunum beni kapının önüne koymuştu.
Eşyalarımın yanında öylece dururken gözlerim doldu. Gidecek yerim yoktu.
Sonunda Kemal’i aradım.
Olanları anlattım.
Kemal bir süre sessiz kaldı. Sonra sakin ama kararlı bir sesle konuştu.
“Nermin, eşyalarını topla. Seni almaya geliyorum.”
Yarım saat sonra geldi.
Kutularımı arabaya yerleştirdik. Arabaya binerken son kez eve baktım. İçimde hem kırgınlık hem de derin bir hüzün vardı.
Kemal’in evi küçük ama sıcaktı. Bana öyle içten davrandı ki günler sonra ilk kez kendimi güvende hissettim.
Ama Fatma’nın yaptığı şey hâlâ içimde bir yara gibi duruyordu.
Bir akşam Kemal bana döndü.
“Nermin,” dedi, “Fatma’ya kızgın olduğunu biliyorum. Ama bazen insanlar yaptıkları hatayı anlamak için sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.”
“Ne demek istiyorsun?” diye sordum.Kemal hafifçe gülümsedi.
“Bir planım var.”
Birkaç gün sonra Fatma’nın kapısına bir resmi zarf ulaştı.
Zarf bir avukatlık bürosundan geliyordu.
Fatma mektubu açtığında yüzü bir anda değişmiş.
Çünkü mektupta yıllar önce sattığım evden kalan parayla yapılan bir yatırımın hâlâ benim adıma kayıtlı olduğu yazıyordu..
Ve bir de vasiyetim vardı.
Vasiyette şöyle yazıyordu:
“Hayatım boyunca bana sevgi ve saygı gösteren kişi bu birikimin tamamına sahip olacaktır.”
Ama mektubun sonunda bir cümle daha vardı.
“Saygı ve aile bağlarını hiçe sayan kişiler bu haktan yararlanamaz.”
Fatma o an yaptığı hatayı anlamış.
O gün beni aradı.
Telefonu açtığımda sesi titriyordu.
“Babaanne… ben çok büyük bir hata yaptım.”
Uzun süre sessiz kaldım.
Sonra ona şunu söyledim:
“Fatma, mesele para değil.”
Ağlamaya başladı.
“Biliyorum babaanne.”
Derin bir nefes aldım.
“Ben seni büyütürken sana tek bir şey öğretmeye çalıştım… Ailene sahip çıkmayı.”
Aylar sonra Kemal’le küçük ve sade bir nikâh yaptık.
Nikâhta herkes mutlu görünüyordu.
Ama en çok dikkatimi çeken kişi Fatma’ydı.
Nikâh bittikten sonra yanıma geldi.
Gözleri doluydu.
“Beni affettin mi babaanne?” diye fısıldadı.
Ona baktım ve gülümsedim.
“İnsan hata yapabilir kızım,” dedim.
“Önemli olan o hatadan ders alabilmektir.”
O gün sadece Fatma değil…
Hepimiz önemli bir ders öğrendik.
Aile, insanın sahip olduğu en büyük hazinedir.
Ve o hazineyi kaybetmeden değerini bilmek gerekir.